ömür etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ömür etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Pazar, Ekim 03, 2010

X kadar ömrünüz kalsa...

Geçenlerde 'kanser' muhabbetine fazlaca maruz kaldım... "'Şu kadar ömrün kaldı' deseler naparsınız?" konuşuldu sonrasında... "Moral çok önemli", "Ayyy ben öğrendiğim gün ölürüm"ler vs vs. Benim ise aklım daha başka yerlere gitti...

Şimdi bu yazacaklarım "hariçten gazel okumak" diye eleştirilebilir, hatta gerçekten öyle de olabilir... Ama bana "X ay kadar ömrün kaldı" deseler (tabii ki önce çok üzülürüm) buna neredeyse sevinebilir, biraz daha abartıp heyecanlanabilirim. "Yuh, ruh hastasıııııı" demeden önce bir sorun ama "Neden?" diyeeee(bilirsiniz neden diye sormadan anlatmam, öle beklerim:p)

- Neden?
- Sevinirim çünkü arkamda yarım kalmış bir iş vs bırakmamak için bir sürem vardır bildiğim. Beni çok zorlayacak olsa bile tamamlamaya, yapmaya çalışırım istediklerimi/yapmam gerekenleri... Heyecanlanırım çünkü o güne özel bir günmüş gibi hazırlanırım, doğum günü partisi, düğün vs gibi... Giymek istediklerimi, (varsa) saçımı başımı, nasıl görünmek istediğimi planlayıp hazırlarım coşkuyla tek tek... Benim bu coşkum, koşuşturmam ailemi de oyalamalı, üzülmeye vakit bulamamalılar... Tüm tanıdıklarımı görmek isterim son kez, o yüzden bir organizasyon düzenlerim herhalde... Bir yere gidiyormuş, temelli taşınıyormuş gibi veda etmek isterim. Beni özleyecekleri, benim özleyeceğim kişileri görmek, dokunmak, hissetmek son kez... Öyle yas gibi bir veda olmamalı bu; çok eğlenmeliyim, eğlenmeliyiz... Çıngınlar gibi gülmeliyiz, gözümüzden yaş gelmeli... Ama gülmekten... Gelen yaş, aklımızı başımıza getirmemeli, içimizdeki burukluğu belli etmemeye çalışmalıyız, boğazımız düğümlense bile... Ya da sonra "Ben de ölüyorum işteee yaaa" demeliyim, üzülmeliyiz, ağlamalıyız feryat figan... Çığlık çığlığa... Ama ben varken yapmalıyız bunu... Ben "henüz" gitmemişken, ölmemişken... İçimizde ne varsa dökmeliyiz o gün, o saatlerde... Daha sonra izleyemeyecek olsam bile her anı videoya alınmalı, bol bol fotoğraflar çekilmeliyiz sevgimizi yansıtan... ve -belki çok bencilim ama- aranızda, yanınızda gözlerim kapanmalı, gülümseyerek... Bir yanım hep sizinle kalmalı... Çok üzülünmemeli arkamdan... Yaşıyormuşum ama sadece bir daha görüşemeyecekmişiz gibi olmalı bu veda... Ardımda bırakacak olduğum herşey(aile, dost, hayvanım, özel eşya, giysi vs), ben varmışım ya da size emanet bırakmışım gibi özenle korunmalı, bakılmalı, durduğu yerde bırakılmalı sonra geri gelecekmişim gibi... Gömülüşüm de öyle olmalı, üzerimde en sevdiğim elbisem, taranmış saçlarım...(bu son 2 cümle biraz vasiyet gibi oldu...)

Böyle işte...

İtiraf etmeliyim ki yazdıkça içim burkuldu, gözlerimden yaş geldi, o anı yaşıyor gibi oldum... Allah herkese ağrısız, acısız (güzel) ölümler versin... Böyle bir durumda, bir yandan da yaşama hırsı ile hastalığa savaş açar mıyım, o kısmını bilemiyorum şu an ama ne kadar vaktinin kaldığını bilmek, bilmemekten daha iyi değil mi sizce de?