Biliyorsunuz (ya da bilmiyorsunuzdur) Superonline.com portal içeriği 1 Temmuz itibariyle iş planları çerçevesinde kapandı.
Hüzünlü bir veda oldu bu... Sadece, sitenin editörü olduğum için ve de 1 aydır, yok olacağını bildiğim bir siteye aynı tempoda haber girmenin verdiği garip burukluk yüzünden değil bu hüzün...
Vedalara, sonlara hiç katlanamadığımı defalarca yazmışımdır bloguma da... Çalışma arkadaşlarımla yaptığımız "son konuşma" da(ki aslında son olmayacağını hepimiz biliyoruz) iyice duygulandırdı beni...
Ama asıl bu denli hüzünlenmeme sebep olan şey ise "Superonline"ın bendeki yeridir belki... Çocukluğumda internetle tanışmam "Superonline" ile oldu... Söyledikleri gibi "İnternet=Superonline"dı yani benim için... Uzun yıllar da öyle devam etti... Sonra ise ilginç bir tesadüfle iş hayatıma yine "Superonline" ile başladım... Ve hala da devam ediyorum... Superonline'da... Turkcell Superonline'da...
Tek fark, artık daha az kırmızı, daha çok maviyiz :P
Şimdi ise hüzünle karışık departman değiştirmenin verdiği belirsizliğinin stresi var...
Ama yine de Superonline'dayım:P (reklam gibi oldu yazı da:p)
son etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
son etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Cumartesi, Temmuz 02, 2011
Tam da bu renkti Superonline'ın kırmızısı...
Etiketler:
değişiklik,
haber,
internet,
öyle işte,
son,
superonline,
veda,
yeni
Pazar, Aralık 05, 2010
Koşmak istiyorum...
Koşmak istiyorum ama kaçıp gitmek için... Soluk soluğa kalayım... Kalbim sadece koştuğum için çok çarpsın... Sadece daha hızlı koşamadığım için içim yansın... Tek endişem gidebilmek için gecikip gecikmeyeceğim olsun... Tek hayalim kaçıp kurtulabilmekten başka birşey olmasın... Beni tek anlamayan o an üzerinden atladığım yolun ortasındaki taş olsun... Hiçbir şey düşünemeyecek kadar hızlı koşayım... Benden önce başkası kavuşur mu diye delice kıskandığım sadece sonum olsun... Yalnızca, koşarken gözüme çarpan bir kaktüse, değmek için elimi uzattığımda dikenlerini batırdı diye kırılıp küseyim... Belki de nedensiz çılgınlar gibi koşayım... Sonra bir an bir ses duyayım... Aynı anda derin, ince bir sızı... "Acıya alışığım ki ben. Devam edebilirim..." diyeyim... Bir adım daha atıp "Devam etmeliyim!"...
Gücüm su gibi boşalınca yere serileyim... Her zamann olduğu gibi umudumun kırılmasına izin vermeyip kendime belki de son kez cesaret vereyim... "Kalkabilirim!"... Yerden destek elip kalkmak için elim son kez kıpırdansın... Yüzüm soğuk, sert asfaltın farkına varırken benim için de yavaş yavaş kabul ediş bölümü başlasın... "Artık kalkamayacağım..."... Hayallerimle vedalaşırken yine yüzümün görünmeyen tarafından yaşlarımı sessizce akıtayım... O an yaşadıklarım gelsin aklıma... Koşmadan önceki tüm hayatım... Doğduğum o küskün günden itibaren ki yaşamım... Tercih yapamadığım ilk gün... Ondan sonraki hayatıma giren tüm insanlar, yaşadığım tüm olaylar... Ailem... Çok sevdiklerim, nefret ettiklerim... Gülüşlerim, ağlayışlarım, başarılarım, başarısızlıklarım... Kızgınlıklarım, kırgınlıklarım... Hayallerim, umutlarım, hayal kırıklıklarım... Benim olan ve olamayan herşey... Hayatımdaki herşey geliversin karşıma... "Tıpkı dedikleri gibi" diye gülümsemeliyim son kez... "Hayatım, film şeridi..."...
Gözlerim ağırlaşıp zihnim bulanıklaşsın... İçimdeki herşeyin boşalıp akıp gittiğini hissedeyim... Garip bir huzur sarıp sarmalasın beni... Sonra birden aklıma gelen birşeyle gözlerim var gücüyle açılsın...
"Yürüdüm! Ne yürümesi ya... Koştum! Koşuyordum!"... "Eee yani? Başkaları için çok önemli diye önemliydi bu belki de benim için... Önemliydi çünkü her güzel şey ona bağlantılıydı, öyle görüyorlardı yani herkes... Onlar gibi olmalıydım, olabilmeliydim bir gün... Daha çok insan, kız, kadın, evlat, arkadaş olabilmem için... Hissettirmemeye çalışsalar da farKlılığı kabullenemediklerini bazen sözlerinden bazen gözlerinden anlayabiliyordum... Beni çok seviyorlardı ama yürürsem sanki daha çok sevecek gibi bir halleri vardı... Tamam, benim için istiyorlardı, benim mutluluğum için... Haksızlık ediyordum onlara ama onlar da bana haksızlık etmemişler miydi? Farkında bile olmadan?"
Tüm bu düşünceler aslında saniyelik bir dilimde geçsin aklımdan... Artık hiçbirinin öneminin olmadığını, tüm üzüntülerimin yavaş yavaş yok olduğunu anladığımda, mutluluğum tüm dünyaya yayılsın usulca kapanan, suskunluğumda konuşan gözlerimden... Huzura kavuşan yüreğimden...
Arkamdan üzülmesin kimseler diye bir işaret bırakayım... Kalıcı bir işaret... Üzgünken bile yapabildiğim bir şey olsun... Gülümseyerek veda edeyim onlara... Gerçekten mutlu olduğumdan şüpheleri olmasın yüzüme baktıklarında... Bakanlardan duyduklarında...
Gerçek bir veda olsun benim için... Gerçek ama güzel bir son...
Yaşamak, koşmak mıydı?
Aynı yolda, aynı yöne gidiyor oluşumuz yetmez miydi?
Yetmez mi?
Gücüm su gibi boşalınca yere serileyim... Her zamann olduğu gibi umudumun kırılmasına izin vermeyip kendime belki de son kez cesaret vereyim... "Kalkabilirim!"... Yerden destek elip kalkmak için elim son kez kıpırdansın... Yüzüm soğuk, sert asfaltın farkına varırken benim için de yavaş yavaş kabul ediş bölümü başlasın... "Artık kalkamayacağım..."... Hayallerimle vedalaşırken yine yüzümün görünmeyen tarafından yaşlarımı sessizce akıtayım... O an yaşadıklarım gelsin aklıma... Koşmadan önceki tüm hayatım... Doğduğum o küskün günden itibaren ki yaşamım... Tercih yapamadığım ilk gün... Ondan sonraki hayatıma giren tüm insanlar, yaşadığım tüm olaylar... Ailem... Çok sevdiklerim, nefret ettiklerim... Gülüşlerim, ağlayışlarım, başarılarım, başarısızlıklarım... Kızgınlıklarım, kırgınlıklarım... Hayallerim, umutlarım, hayal kırıklıklarım... Benim olan ve olamayan herşey... Hayatımdaki herşey geliversin karşıma... "Tıpkı dedikleri gibi" diye gülümsemeliyim son kez... "Hayatım, film şeridi..."...
Gözlerim ağırlaşıp zihnim bulanıklaşsın... İçimdeki herşeyin boşalıp akıp gittiğini hissedeyim... Garip bir huzur sarıp sarmalasın beni... Sonra birden aklıma gelen birşeyle gözlerim var gücüyle açılsın...
"Yürüdüm! Ne yürümesi ya... Koştum! Koşuyordum!"... "Eee yani? Başkaları için çok önemli diye önemliydi bu belki de benim için... Önemliydi çünkü her güzel şey ona bağlantılıydı, öyle görüyorlardı yani herkes... Onlar gibi olmalıydım, olabilmeliydim bir gün... Daha çok insan, kız, kadın, evlat, arkadaş olabilmem için... Hissettirmemeye çalışsalar da farKlılığı kabullenemediklerini bazen sözlerinden bazen gözlerinden anlayabiliyordum... Beni çok seviyorlardı ama yürürsem sanki daha çok sevecek gibi bir halleri vardı... Tamam, benim için istiyorlardı, benim mutluluğum için... Haksızlık ediyordum onlara ama onlar da bana haksızlık etmemişler miydi? Farkında bile olmadan?"
Tüm bu düşünceler aslında saniyelik bir dilimde geçsin aklımdan... Artık hiçbirinin öneminin olmadığını, tüm üzüntülerimin yavaş yavaş yok olduğunu anladığımda, mutluluğum tüm dünyaya yayılsın usulca kapanan, suskunluğumda konuşan gözlerimden... Huzura kavuşan yüreğimden...
Arkamdan üzülmesin kimseler diye bir işaret bırakayım... Kalıcı bir işaret... Üzgünken bile yapabildiğim bir şey olsun... Gülümseyerek veda edeyim onlara... Gerçekten mutlu olduğumdan şüpheleri olmasın yüzüme baktıklarında... Bakanlardan duyduklarında...
Gerçek bir veda olsun benim için... Gerçek ama güzel bir son...
Yaşamak, koşmak mıydı?
Aynı yolda, aynı yöne gidiyor oluşumuz yetmez miydi?
Yetmez mi?
Perşembe, Temmuz 29, 2010
Çok bekler miyim?
Canım baya baya sıkkın. Bakıyorum, yok bir çare... Ben göremiyorum ya da... Hergünüm daha ne kadar böyle geçebilir ki...
Yavaş yavaş batıyorum, gömülüyorum suya... Karşı koyamıyorum, belki koymak istemiyorum artık... Bir elim yine de umutsuzca havada, yardım bekliyor gören olursa diye... Biri tutsun diye... En son o gömülecek suya... Onunla beraber ışık da kaybolacak... Herşey bitecek...
Tek isteğim bu aslında, herşeyin bitmesi ama çabucak bitmesi...
Yavaş yavaş batıyorum, gömülüyorum suya... Karşı koyamıyorum, belki koymak istemiyorum artık... Bir elim yine de umutsuzca havada, yardım bekliyor gören olursa diye... Biri tutsun diye... En son o gömülecek suya... Onunla beraber ışık da kaybolacak... Herşey bitecek...
Tek isteğim bu aslında, herşeyin bitmesi ama çabucak bitmesi...
Çarşamba, Ekim 07, 2009
Son...
Birkaç saat önce kitap okurken(1haftadır en ii oyalanma yöntemlrmden biri) aklıma birden şöyle bir soru geldi:
"Öyle veya böyle bir şekilde beni şimdiye kadar tanımış olan herkes, herhangi bir nedenden ötürü son kez görmek durumunda kalsaydı ve bunu da bilseydi, bana son olarak ne söylemek isterdi?"
İyi veya kötü, bir sır veya veda sözcüğü, şimdiye kadar söyle(ye)medikleri birşey ya da hiçbirşey... Düşününce merak ettim, kim ne derdi diye... Sonra da benim son görüşüm olsa ne derdim diye düşündüm birkaç kişiyi... Çok zor olduğunu farkettim; ya o an unuttuğum birşey olursa ve sonradan aklıma gelirse? :( Ne kadar üzüleceğimi ve belki de acı çekeceğimi hissettim :( Korkunç birşey...
Oysa her gün, her saat, her an birilerini son görüşümüz olabilir... Bilemeyiz ki hiç... Bu durumu hep beynimize kazıyarak ve bunun bilincinde olarak mı yaşamalıyız? O da çok zor bir durum... Her an birini kaybedeceğin düşüncesi insanı depresyona sürükleyebilir... Hangisi daha iyi bilemedim :s
"Öyle veya böyle bir şekilde beni şimdiye kadar tanımış olan herkes, herhangi bir nedenden ötürü son kez görmek durumunda kalsaydı ve bunu da bilseydi, bana son olarak ne söylemek isterdi?"
İyi veya kötü, bir sır veya veda sözcüğü, şimdiye kadar söyle(ye)medikleri birşey ya da hiçbirşey... Düşününce merak ettim, kim ne derdi diye... Sonra da benim son görüşüm olsa ne derdim diye düşündüm birkaç kişiyi... Çok zor olduğunu farkettim; ya o an unuttuğum birşey olursa ve sonradan aklıma gelirse? :( Ne kadar üzüleceğimi ve belki de acı çekeceğimi hissettim :( Korkunç birşey...
Oysa her gün, her saat, her an birilerini son görüşümüz olabilir... Bilemeyiz ki hiç... Bu durumu hep beynimize kazıyarak ve bunun bilincinde olarak mı yaşamalıyız? O da çok zor bir durum... Her an birini kaybedeceğin düşüncesi insanı depresyona sürükleyebilir... Hangisi daha iyi bilemedim :s
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)