Yine yazamayış zamanlarım geldi galiba... Tam, belirli bir nedenim yok aslında... Belki de yazma yeteneğimi yitirmişimdir artık :P
Öyle çok düşünüyorum ki... Düşündüklerim de hep iç acıtıcı şeyler... Ama maalesef ki çoğu da gerçek...
Bu gerçeklerle yaşamak öylesine ağır geliyor ki...
Ve ben de öylesine yorgunum ki...
ruh halim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ruh halim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Perşembe, Ağustos 18, 2011
Pazartesi, Mayıs 16, 2011
Koşu bandında gibiyim...
Önce tempoya yetişmekte zorlanıyordum...
Sonra alıştım...
Hiç durmaksızın koşuyorum...
Sonum nedir, ne zamandır, nasıl ulaşabilirim bilmiyorum...
Bant altımdan akıp gidiyor...
Yorulunca bir bacağımı bir süre akışa bırakıyorum...
Tam düşecekken yeniden devam etmeye başlıyorum...
Mecburum, mecburmuşum...
Sağımda, solumda hayat devam ediyor...
Gözüm takılıyor arada...
İnsanlar, arkadaşlar, ailem, olaylar, durumlar...
Bakıyorum öylece...
Herşey, hepsi kendi halinde, derdince...
Bensizler, çok ama çok bensizler...
Farkındalar ya da değiller...
Tam dalıp gidecekken tökezleyip kendime geliyorum yine...
Yola devam, kendi yoluma, ıssız ve sessiz yoluma...
Birşeylere yetişmem lazım, birilerine...
Öyle, öyleymiş...
Çok uzaklarmış...
Uzaklıklarına fazla takılmadan devam ediyorum...
Öyle sanıyorum aslında...
Aslında fazla takılıyorum...
Fazla düşünüyorum...
Fazla istiyorum...
Fazla seviyorum...
Bu "fazla"lık beni daha çok uzaklaştırıyor...
"Çok isteyince olur" fısıltıları geliyor kulağıma...
"Çok" ile "fazla"nın aynı şey olmadığını farkediyorum bir anda...
Bu "çok"un ölçüsü nedir diye düşünürken başım yana çevriliyor...
Ben yapmıyorum, kendiliğinden...
Gözümün bile sonradan haberi oluyor...
Beynim bana pek mahçup bir edayla gördüğü kareyi yorumluyor...
"Geç kaldın!!!"
Neye?
"Yetişmek istediğine..."
Cevabın içime işlediğini hissediyorum...
Kilitleyemiyorum artık dizlerimi...
Devam edecek gücüm çalınmış...
Artık pes etmeye hazırlıyorum kendimi...
Zaten akışa ayak uydurmam için artık çok geç...
Kayıyorum, yaklaşıyorum uca, sona...
Birden yine bir ses çınlıyor içimde...
"Peki ya diğer istediklerin?"
Kendiliğinden dikiliveriyorum ayağa yine...
İstediğimden değil, yenilgiyi hiç kabul edemeyişimden...
Devam ediyorum...
Ama bu kez bilinçsiz, isteksiz, şevksiz...
Açmadan gözyaşımdan yanan gözlerimi...
Görmeden, duymadan ilerliyorum sadece...
Ya da onu bile öyle sanıyorum...
Yerimde sayıyorum...
İçimde...
Sonra alıştım...
Hiç durmaksızın koşuyorum...
Sonum nedir, ne zamandır, nasıl ulaşabilirim bilmiyorum...
Bant altımdan akıp gidiyor...
Yorulunca bir bacağımı bir süre akışa bırakıyorum...
Tam düşecekken yeniden devam etmeye başlıyorum...
Mecburum, mecburmuşum...
Sağımda, solumda hayat devam ediyor...
Gözüm takılıyor arada...
İnsanlar, arkadaşlar, ailem, olaylar, durumlar...
Bakıyorum öylece...
Herşey, hepsi kendi halinde, derdince...
Bensizler, çok ama çok bensizler...
Farkındalar ya da değiller...
Tam dalıp gidecekken tökezleyip kendime geliyorum yine...
Yola devam, kendi yoluma, ıssız ve sessiz yoluma...
Birşeylere yetişmem lazım, birilerine...
Öyle, öyleymiş...
Çok uzaklarmış...
Uzaklıklarına fazla takılmadan devam ediyorum...
Öyle sanıyorum aslında...
Aslında fazla takılıyorum...
Fazla düşünüyorum...
Fazla istiyorum...
Fazla seviyorum...
Bu "fazla"lık beni daha çok uzaklaştırıyor...
"Çok isteyince olur" fısıltıları geliyor kulağıma...
"Çok" ile "fazla"nın aynı şey olmadığını farkediyorum bir anda...
Bu "çok"un ölçüsü nedir diye düşünürken başım yana çevriliyor...
Ben yapmıyorum, kendiliğinden...
Gözümün bile sonradan haberi oluyor...
Beynim bana pek mahçup bir edayla gördüğü kareyi yorumluyor...
"Geç kaldın!!!"
Neye?
"Yetişmek istediğine..."
Cevabın içime işlediğini hissediyorum...
Kilitleyemiyorum artık dizlerimi...
Devam edecek gücüm çalınmış...
Artık pes etmeye hazırlıyorum kendimi...
Zaten akışa ayak uydurmam için artık çok geç...
Kayıyorum, yaklaşıyorum uca, sona...
Birden yine bir ses çınlıyor içimde...
"Peki ya diğer istediklerin?"
Kendiliğinden dikiliveriyorum ayağa yine...
İstediğimden değil, yenilgiyi hiç kabul edemeyişimden...
Devam ediyorum...
Ama bu kez bilinçsiz, isteksiz, şevksiz...
Açmadan gözyaşımdan yanan gözlerimi...
Görmeden, duymadan ilerliyorum sadece...
Ya da onu bile öyle sanıyorum...
Yerimde sayıyorum...
İçimde...
Etiketler:
abuk,
güneşi göremiyorum,
hayatt yorarr,
ruh halim
Pazartesi, Nisan 04, 2011
Herşey böyle boşken nasıl yaşar insan?!
Anlamsız günler devam ediyor... 1,5 aya yaklaşıyor yazmayalı... Hep yazıyım diyorum ama içimden gelmiyor, oysa içim dolup dolup taşıyor... Çok mutsuz gibiyim ve bunu da daha öncekilerin aksine çok net belli ediyorum çünkü sanırım bir çare arıyorum ama yok...
Üstümde baya ağır bir yük var gibi... Gittikçe beni aşağı çekiyor... Yok olmak istiyorum artık ama diğer yandan yok oluş şekilleri beni korkutuyor...
Tüm bunlar olurken yani bu ruh halindeyken; çok sevdiğim bir kişinin(öz amcam gibi sevdiğim) aniden vefat etmesi ve elimde sadece 1 ay önce çekilmiş mesajlaşmamızın o an farkedemediğim anlamlarının kalması, diğer taraftan yine çok sevdiğim bir başka kişi tarafından uğradığım derin hayal kırıklığı, bir de tüm bunların üstüne kedilerimin kaybolması, sınavlarıma girememem, insanların garip davranışları iyice dibe, en dibe çekti beni...
Hepsini belki bir gün detaylarıyla anlatırım ama şu an, içinde bulunduğum ruh halini şu kısacık yazıyla özetleyebilmiş olmam bile benim için büyük birşey ;)
Üstümde baya ağır bir yük var gibi... Gittikçe beni aşağı çekiyor... Yok olmak istiyorum artık ama diğer yandan yok oluş şekilleri beni korkutuyor...
Tüm bunlar olurken yani bu ruh halindeyken; çok sevdiğim bir kişinin(öz amcam gibi sevdiğim) aniden vefat etmesi ve elimde sadece 1 ay önce çekilmiş mesajlaşmamızın o an farkedemediğim anlamlarının kalması, diğer taraftan yine çok sevdiğim bir başka kişi tarafından uğradığım derin hayal kırıklığı, bir de tüm bunların üstüne kedilerimin kaybolması, sınavlarıma girememem, insanların garip davranışları iyice dibe, en dibe çekti beni...
Hepsini belki bir gün detaylarıyla anlatırım ama şu an, içinde bulunduğum ruh halini şu kısacık yazıyla özetleyebilmiş olmam bile benim için büyük birşey ;)
Pazar, Şubat 27, 2011
Sonuç...
Şubat üzücü başladı ve onun gölgesinde öyle devam etti... Durağan, sıkıcı...
Son haftası ise pek yıkıcı oldu...
İçimden hiçbirşey yazmak ve anlatmak gelmiyor...Yapmam gerekenleri bile yapmadığım, içimdenn yapmak gelmediği bir dönem...
Artık burada da susmaya devam edeceğim galiba...
!?!
Son haftası ise pek yıkıcı oldu...
İçimden hiçbirşey yazmak ve anlatmak gelmiyor...Yapmam gerekenleri bile yapmadığım, içimdenn yapmak gelmediği bir dönem...
Artık burada da susmaya devam edeceğim galiba...
!?!
Etiketler:
hayatt yorarr,
kendim,
ruh halim,
saçmalıklar
Çarşamba, Şubat 09, 2011
Huzurlu huzursuzluk...
Bugün içim biraz tuhaf... Pek depresif de değilim. Mutlu gibiyim ama o da değil... Herşey normal, kötü değil ama içim kıpır kıpır... Huzursuz bir kıpırtı bu... Rahatsız edici... Gittikçe mutsuz edecek gibi beni... Korkuyorum...
Bu arada; okuduğum andan itibaren etkisinden kurtulamadığım, ağladığım, başkalarına okutup onların da hayran kalmasına vesile olduğum, anlatım şekline bayıldığım, paylaştığı o dostluğa imrendiğim, acısını içimde hissettiğim, kendisine ve Defne'ye olan sevgimi bir kat daha arttıran Yunus Günce'nin o içten(belki okuduğum en içten duygularla yazılmış yazıydı) yazısını sizin de okumanızı çok isterim... Basit, normal, olağan gibi görünen günlük hayattaki davranışlarımız, sözlere öyle güzel anlamlar yükleyerek anlatmış ki... Hayran kalacaksınız...
Cenazedeki ağlayışı da gözümün önünden gitmiyor... Başı sağolsun... Allah sabır versin ona... Bize de onlar gibi birer dosttt... Amin!
Not: Diğer yazılarını da okuyun...
Bu arada; okuduğum andan itibaren etkisinden kurtulamadığım, ağladığım, başkalarına okutup onların da hayran kalmasına vesile olduğum, anlatım şekline bayıldığım, paylaştığı o dostluğa imrendiğim, acısını içimde hissettiğim, kendisine ve Defne'ye olan sevgimi bir kat daha arttıran Yunus Günce'nin o içten(belki okuduğum en içten duygularla yazılmış yazıydı) yazısını sizin de okumanızı çok isterim... Basit, normal, olağan gibi görünen günlük hayattaki davranışlarımız, sözlere öyle güzel anlamlar yükleyerek anlatmış ki... Hayran kalacaksınız...
Cenazedeki ağlayışı da gözümün önünden gitmiyor... Başı sağolsun... Allah sabır versin ona... Bize de onlar gibi birer dosttt... Amin!
Not: Diğer yazılarını da okuyun...
Etiketler:
Defne Joy Foster,
dostluk,
kendim,
ölüm,
ruh halim
Cumartesi, Ocak 15, 2011
Çözüm bende! Peki ya grup nerrrrrde? :p
Eskidennn, çook eskiden, sanırım ilkokuldayken bir grup daha doğrusu club gibi birşey kurmak istedim... Nereden aklıma geldiğini hatırlamıyorum ama normal birşeydi benim için, hergün bşyler icat ettiğim(icatçıkardığım) günlerdi... Adı "gencclub" oldu(gençtv'nin g'sinden:p). Üye kartları yaptım, yaptırdım anneme:)) hem de bayaa kaliteli olmuştu üzeri şeffaf kaplı falan... Club yönetmeliği, toplantı dosyaları vs :)) İyice kaptırdım kendimi... Sıra üyeleri seçmeye, onlara kartlrını vermeye, ilk toplantıya davet etmeye gelmişti... Club kartlarından elimde o kdr da çok yoktu tabiii:)) Zaten sinirle yapmıştı annem :D Neyse işte 10 tane falan olmuştu, ben de gittim tabi sınıftaki en yakın arkadaşlarıma verdim... Olay çıktıı! Küsenler, kavga edenler, hatta ağlayanlar bile olmuştu galiba:))) Tabii ilk toplantıyı bile yapamadan club dağılldııı:))
Şimdi de bir yarışma varmışşş... Yine tesadüfen düşüverdi önüme, yarışmasever biri olarak; konu da çok uygun 'cuk diye oturdu' ciddennn... Ödüller de güzelmiş ama çok az vaktimiz kalmış ve de 2-3 kişilik grup kurup öyle katılmam gerekiyormuşşş... Faceden çağrı yapsammm acaba yineee küsenler olurr muu büyüümeyen arkadaşşşşşşşlardan diye de ürkesim var:p (Yarışma daaa şuymuşşş--> http://cozumsende.com/ [katılıpp da rakip olmayınnn:P]
***seviyorum, özledim, kim vardır ki yanında, oyalanmalıyım!!!(herşyn nedeni bu)
Şimdi de bir yarışma varmışşş... Yine tesadüfen düşüverdi önüme, yarışmasever biri olarak; konu da çok uygun 'cuk diye oturdu' ciddennn... Ödüller de güzelmiş ama çok az vaktimiz kalmış ve de 2-3 kişilik grup kurup öyle katılmam gerekiyormuşşş... Faceden çağrı yapsammm acaba yineee küsenler olurr muu büyüümeyen arkadaşşşşşşşlardan diye de ürkesim var:p (Yarışma daaa şuymuşşş--> http://cozumsende.com/ [katılıpp da rakip olmayınnn:P]
***seviyorum, özledim, kim vardır ki yanında, oyalanmalıyım!!!(herşyn nedeni bu)
Pazartesi, Ocak 10, 2011
Başlık bile gereksiz...
- 6 rakkamını görünce neden kendime aitmiş gibi hissediyorum? (doğum günümle ilgili değil sanki?)
- Hiç unutmamış olmak ne güzel bir duygu dimi?
- Acaba gerçekten 5 yaşından sonra hiç büyümedim mi ben? :p (nedenini bir ara açıklarım)
- İçim öyle çok sıkılıyor ki... Bir ilacı olsa keşke bunun!
- Endişeliyim SANDIĞIM şey yüzünden!
- Daraldım, bunaldım, iç çekişlerim sancılı...
- Yarın olsun hemen!
- Ölmek isterken aynı anda öleceğim diye korkmak ne abuk bir çelişki...
- Neden yazdığımı bilmediğim çok belli mi?
- Hiç unutmamış olmak ne güzel bir duygu dimi?
- Acaba gerçekten 5 yaşından sonra hiç büyümedim mi ben? :p (nedenini bir ara açıklarım)
- İçim öyle çok sıkılıyor ki... Bir ilacı olsa keşke bunun!
- Endişeliyim SANDIĞIM şey yüzünden!
- Daraldım, bunaldım, iç çekişlerim sancılı...
- Yarın olsun hemen!
- Ölmek isterken aynı anda öleceğim diye korkmak ne abuk bir çelişki...
- Neden yazdığımı bilmediğim çok belli mi?
Cuma, Ocak 07, 2011
Yine mi?
Eveeet, yine kendime sinir olan "ben"le karşı karşıyayım çünküüü o "düzensizzz" ben geri geldi yine... Resmen beynime "kal" geliyor bazen... Görüldüğü gibi yine yazamıyorum; bloguma ne güzel düzenli yazmaya başlamıştım halbuki... Haftada 1 roman bitirirken elimdeki en son kitaba 2 haftadır hiiiiiiiç bakmıyorum bile... Sonradan sıkışmıyım diye derslere şöyle bir bakıyorum bi de güya son 1 haftadır ama ondan da fayda geleceğini sanmıyorum... ÇÜNKÜ AKLIM BAŞKA YERDE! Düzelirim inşallah diyebiliyorum şu an sadece... Bu saatte de sırf birşeyler yazayım diye girdim, kendimi resmen dürtüyorum, iteliyorum, çok sinir bir durum!
Bir de bu durağan bir o kadar da karmaşık beynime takılan ve çözüm bulamadığım bir konu var... Belki biri okur ve yol gösterbilecek deneyimleri vardır(inşallah)... Özetle:
Bir arkadaşım var...
28 yaşında. Bedensel engelli, o da SP. 3 sene önce tanıştık, keşke çok önce tanışsaydık şu an böyle bir sorunu olmayacaktı. Eğitim konusunda şanssızlık yaşamış. Hiç okula gitmemiş. Gittiği tedavi merkezinde okuma-yazma ve biraz da matematik öğrenmiş. Ama şimdi artık okumak istiyor(yaşını sorun etse de). Ben de bu isteğini biraz körükledim sanırım, neyse... İlkokul diploması için halk eğitim merkezinden sertifika alınıyormuş, diğerleri de açıköğretim olarak okunuyor zaten. Halk eğitime hergün gitmesi gerekiyormuş ve bilgisayarla yazmasını kabul etmemişler, ille de kağıt-kalem demişler(komik!)... Ben de Rehberlik Araştırma Merkezlerine gitmelerini önerdim. Bu konularda çok yardımcı ve yol göstericiler. Ben okula başlarken ve sonraki yıllarda da okula gelip hocalara sınıfımın hangi katta olması gerektiği, sınavlarda ve derslerde bilgisayar kullanacağımı vs açıklıyorlardı. Orayı aramışlar ama 22 yaşına kadar ilgilendiklerini öğrenmişler. Daha sonra Özürlüler İdairesi'ni aramışlar. Oradan da bir sonuç çıkmadı.... Tabii kızın hevesi kursağında kaldı, umutsuzluğa gömüldü resmen. Yani 28 yaşındaki bir kişi okumak isteyecek ama engelinden dolayı okuyamayacak, öyle mi? Bu bana çok saçma ve komik geliyor. Ve ne yapmalıyım bilemiyorum?! :(
Böyle işte... Bir de daha komik amaa sinir bozucu bir derdim var... 2 ay önce bir dergide Vichy Normaderm Tri-Activ'in testerı vardı, kullandığım sırada bir tane sivilcem vardı onu yok etmişti o zmn 1 kerede... Ben de 10 gün önce normal boyutunu alıyım dedimmmm... Soonuuuçç: sivilcesiz yüzümdeee bir sürüüüü sivilce çıkardııııııı:( gerçekten ağlamak istiyorummmmm:(
Bir de bu durağan bir o kadar da karmaşık beynime takılan ve çözüm bulamadığım bir konu var... Belki biri okur ve yol gösterbilecek deneyimleri vardır(inşallah)... Özetle:
Bir arkadaşım var...
28 yaşında. Bedensel engelli, o da SP. 3 sene önce tanıştık, keşke çok önce tanışsaydık şu an böyle bir sorunu olmayacaktı. Eğitim konusunda şanssızlık yaşamış. Hiç okula gitmemiş. Gittiği tedavi merkezinde okuma-yazma ve biraz da matematik öğrenmiş. Ama şimdi artık okumak istiyor(yaşını sorun etse de). Ben de bu isteğini biraz körükledim sanırım, neyse... İlkokul diploması için halk eğitim merkezinden sertifika alınıyormuş, diğerleri de açıköğretim olarak okunuyor zaten. Halk eğitime hergün gitmesi gerekiyormuş ve bilgisayarla yazmasını kabul etmemişler, ille de kağıt-kalem demişler(komik!)... Ben de Rehberlik Araştırma Merkezlerine gitmelerini önerdim. Bu konularda çok yardımcı ve yol göstericiler. Ben okula başlarken ve sonraki yıllarda da okula gelip hocalara sınıfımın hangi katta olması gerektiği, sınavlarda ve derslerde bilgisayar kullanacağımı vs açıklıyorlardı. Orayı aramışlar ama 22 yaşına kadar ilgilendiklerini öğrenmişler. Daha sonra Özürlüler İdairesi'ni aramışlar. Oradan da bir sonuç çıkmadı.... Tabii kızın hevesi kursağında kaldı, umutsuzluğa gömüldü resmen. Yani 28 yaşındaki bir kişi okumak isteyecek ama engelinden dolayı okuyamayacak, öyle mi? Bu bana çok saçma ve komik geliyor. Ve ne yapmalıyım bilemiyorum?! :(
Böyle işte... Bir de daha komik amaa sinir bozucu bir derdim var... 2 ay önce bir dergide Vichy Normaderm Tri-Activ'in testerı vardı, kullandığım sırada bir tane sivilcem vardı onu yok etmişti o zmn 1 kerede... Ben de 10 gün önce normal boyutunu alıyım dedimmmm... Soonuuuçç: sivilcesiz yüzümdeee bir sürüüüü sivilce çıkardııııııı:( gerçekten ağlamak istiyorummmmm:(
Pazar, Aralık 05, 2010
Koşmak istiyorum...
Koşmak istiyorum ama kaçıp gitmek için... Soluk soluğa kalayım... Kalbim sadece koştuğum için çok çarpsın... Sadece daha hızlı koşamadığım için içim yansın... Tek endişem gidebilmek için gecikip gecikmeyeceğim olsun... Tek hayalim kaçıp kurtulabilmekten başka birşey olmasın... Beni tek anlamayan o an üzerinden atladığım yolun ortasındaki taş olsun... Hiçbir şey düşünemeyecek kadar hızlı koşayım... Benden önce başkası kavuşur mu diye delice kıskandığım sadece sonum olsun... Yalnızca, koşarken gözüme çarpan bir kaktüse, değmek için elimi uzattığımda dikenlerini batırdı diye kırılıp küseyim... Belki de nedensiz çılgınlar gibi koşayım... Sonra bir an bir ses duyayım... Aynı anda derin, ince bir sızı... "Acıya alışığım ki ben. Devam edebilirim..." diyeyim... Bir adım daha atıp "Devam etmeliyim!"...
Gücüm su gibi boşalınca yere serileyim... Her zamann olduğu gibi umudumun kırılmasına izin vermeyip kendime belki de son kez cesaret vereyim... "Kalkabilirim!"... Yerden destek elip kalkmak için elim son kez kıpırdansın... Yüzüm soğuk, sert asfaltın farkına varırken benim için de yavaş yavaş kabul ediş bölümü başlasın... "Artık kalkamayacağım..."... Hayallerimle vedalaşırken yine yüzümün görünmeyen tarafından yaşlarımı sessizce akıtayım... O an yaşadıklarım gelsin aklıma... Koşmadan önceki tüm hayatım... Doğduğum o küskün günden itibaren ki yaşamım... Tercih yapamadığım ilk gün... Ondan sonraki hayatıma giren tüm insanlar, yaşadığım tüm olaylar... Ailem... Çok sevdiklerim, nefret ettiklerim... Gülüşlerim, ağlayışlarım, başarılarım, başarısızlıklarım... Kızgınlıklarım, kırgınlıklarım... Hayallerim, umutlarım, hayal kırıklıklarım... Benim olan ve olamayan herşey... Hayatımdaki herşey geliversin karşıma... "Tıpkı dedikleri gibi" diye gülümsemeliyim son kez... "Hayatım, film şeridi..."...
Gözlerim ağırlaşıp zihnim bulanıklaşsın... İçimdeki herşeyin boşalıp akıp gittiğini hissedeyim... Garip bir huzur sarıp sarmalasın beni... Sonra birden aklıma gelen birşeyle gözlerim var gücüyle açılsın...
"Yürüdüm! Ne yürümesi ya... Koştum! Koşuyordum!"... "Eee yani? Başkaları için çok önemli diye önemliydi bu belki de benim için... Önemliydi çünkü her güzel şey ona bağlantılıydı, öyle görüyorlardı yani herkes... Onlar gibi olmalıydım, olabilmeliydim bir gün... Daha çok insan, kız, kadın, evlat, arkadaş olabilmem için... Hissettirmemeye çalışsalar da farKlılığı kabullenemediklerini bazen sözlerinden bazen gözlerinden anlayabiliyordum... Beni çok seviyorlardı ama yürürsem sanki daha çok sevecek gibi bir halleri vardı... Tamam, benim için istiyorlardı, benim mutluluğum için... Haksızlık ediyordum onlara ama onlar da bana haksızlık etmemişler miydi? Farkında bile olmadan?"
Tüm bu düşünceler aslında saniyelik bir dilimde geçsin aklımdan... Artık hiçbirinin öneminin olmadığını, tüm üzüntülerimin yavaş yavaş yok olduğunu anladığımda, mutluluğum tüm dünyaya yayılsın usulca kapanan, suskunluğumda konuşan gözlerimden... Huzura kavuşan yüreğimden...
Arkamdan üzülmesin kimseler diye bir işaret bırakayım... Kalıcı bir işaret... Üzgünken bile yapabildiğim bir şey olsun... Gülümseyerek veda edeyim onlara... Gerçekten mutlu olduğumdan şüpheleri olmasın yüzüme baktıklarında... Bakanlardan duyduklarında...
Gerçek bir veda olsun benim için... Gerçek ama güzel bir son...
Yaşamak, koşmak mıydı?
Aynı yolda, aynı yöne gidiyor oluşumuz yetmez miydi?
Yetmez mi?
Gücüm su gibi boşalınca yere serileyim... Her zamann olduğu gibi umudumun kırılmasına izin vermeyip kendime belki de son kez cesaret vereyim... "Kalkabilirim!"... Yerden destek elip kalkmak için elim son kez kıpırdansın... Yüzüm soğuk, sert asfaltın farkına varırken benim için de yavaş yavaş kabul ediş bölümü başlasın... "Artık kalkamayacağım..."... Hayallerimle vedalaşırken yine yüzümün görünmeyen tarafından yaşlarımı sessizce akıtayım... O an yaşadıklarım gelsin aklıma... Koşmadan önceki tüm hayatım... Doğduğum o küskün günden itibaren ki yaşamım... Tercih yapamadığım ilk gün... Ondan sonraki hayatıma giren tüm insanlar, yaşadığım tüm olaylar... Ailem... Çok sevdiklerim, nefret ettiklerim... Gülüşlerim, ağlayışlarım, başarılarım, başarısızlıklarım... Kızgınlıklarım, kırgınlıklarım... Hayallerim, umutlarım, hayal kırıklıklarım... Benim olan ve olamayan herşey... Hayatımdaki herşey geliversin karşıma... "Tıpkı dedikleri gibi" diye gülümsemeliyim son kez... "Hayatım, film şeridi..."...
Gözlerim ağırlaşıp zihnim bulanıklaşsın... İçimdeki herşeyin boşalıp akıp gittiğini hissedeyim... Garip bir huzur sarıp sarmalasın beni... Sonra birden aklıma gelen birşeyle gözlerim var gücüyle açılsın...
"Yürüdüm! Ne yürümesi ya... Koştum! Koşuyordum!"... "Eee yani? Başkaları için çok önemli diye önemliydi bu belki de benim için... Önemliydi çünkü her güzel şey ona bağlantılıydı, öyle görüyorlardı yani herkes... Onlar gibi olmalıydım, olabilmeliydim bir gün... Daha çok insan, kız, kadın, evlat, arkadaş olabilmem için... Hissettirmemeye çalışsalar da farKlılığı kabullenemediklerini bazen sözlerinden bazen gözlerinden anlayabiliyordum... Beni çok seviyorlardı ama yürürsem sanki daha çok sevecek gibi bir halleri vardı... Tamam, benim için istiyorlardı, benim mutluluğum için... Haksızlık ediyordum onlara ama onlar da bana haksızlık etmemişler miydi? Farkında bile olmadan?"
Tüm bu düşünceler aslında saniyelik bir dilimde geçsin aklımdan... Artık hiçbirinin öneminin olmadığını, tüm üzüntülerimin yavaş yavaş yok olduğunu anladığımda, mutluluğum tüm dünyaya yayılsın usulca kapanan, suskunluğumda konuşan gözlerimden... Huzura kavuşan yüreğimden...
Arkamdan üzülmesin kimseler diye bir işaret bırakayım... Kalıcı bir işaret... Üzgünken bile yapabildiğim bir şey olsun... Gülümseyerek veda edeyim onlara... Gerçekten mutlu olduğumdan şüpheleri olmasın yüzüme baktıklarında... Bakanlardan duyduklarında...
Gerçek bir veda olsun benim için... Gerçek ama güzel bir son...
Yaşamak, koşmak mıydı?
Aynı yolda, aynı yöne gidiyor oluşumuz yetmez miydi?
Yetmez mi?
Pazartesi, Aralık 28, 2009
Camdan arap kızı bile bakamıyor...
nasıl bir hava bu böyleee :s
yağmurr yağıooo demek çok masumca kalıoo yani Antalya'da... ancak tanık olan anlar... kıyamet kopuyor adetaaa... gökyüzü ard arda aydınlanıp şimşekler çakıooo...
izledikçe içim sıkılıo... sokaktaki hayvancıkları ve insancıkları düşündükçe ağlayasım geliyor... inşallah sığınacak bir yer bulmuşlardır :(
hayat gerçekten bazıları için bazı yönlerden çok acımasız...
bugünü sevmedim, dünü de, öncekini de... nedeni hava değil...
ama yarını sevmek istiyorum...
yağmurr yağıooo demek çok masumca kalıoo yani Antalya'da... ancak tanık olan anlar... kıyamet kopuyor adetaaa... gökyüzü ard arda aydınlanıp şimşekler çakıooo...
izledikçe içim sıkılıo... sokaktaki hayvancıkları ve insancıkları düşündükçe ağlayasım geliyor... inşallah sığınacak bir yer bulmuşlardır :(
hayat gerçekten bazıları için bazı yönlerden çok acımasız...
bugünü sevmedim, dünü de, öncekini de... nedeni hava değil...
ama yarını sevmek istiyorum...
Cumartesi, Aralık 12, 2009
bana da geldi darallll
puffff sıkıcı bu gece çok... içim sıkıldı...
artık hafta sonlarını sevmiyorum demiştim ya bu hafta sonunu hiiç sevmeyeceğim, sevmiyorum... herkes biyerlerde...
Damlalarda gidiyor İstnbla nikaha... biz de gidecektiKK sonra tabii durumlar, şartlar değişti... en başta hava değişti...
cabuk gelsin pztsi amaa güsel gelsin :( [lütfen]
artık hafta sonlarını sevmiyorum demiştim ya bu hafta sonunu hiiç sevmeyeceğim, sevmiyorum... herkes biyerlerde...
Damlalarda gidiyor İstnbla nikaha... biz de gidecektiKK sonra tabii durumlar, şartlar değişti... en başta hava değişti...
cabuk gelsin pztsi amaa güsel gelsin :( [lütfen]
Perşembe, Aralık 10, 2009
Perşembe, Aralık 03, 2009
dinlerken sözlerin güzelliğini anlamamışımm
Candan Erçetin - Olmaz
Ansızın hayatıma giriyorsun
Varlığınla aklımı çeliyorsun
Aşkınla beni şımartıyorsun
Mucizeler yaratıp kahramanım oluyorsun
Zamanla aşka alışıyorsun
Daha az gülüp daha çok susuyorsun
Değiştin sen hala görmüyorsun
Mucizeler nerede kahramanım yorgun musun
Olmaz birtanem
Olmaz sevdiğim
Olmaz inan bana olmaz
Aşk böyle olmaz
Hazırdım ben de seni bekliyordum
Nerede bu geç kalmasa diyordum
Ve bir gün karşımda duruyordun
Bilmeden mucizenin ta kendisi oluyordun
Anladım ben herşeyi yoruyorum
Belki de hep senden bekliyorum
Değişmedim sadece susuyorum
Mucizeler yaratan kahramanı özlüyorum
Ansızın hayatıma giriyorsun
Varlığınla aklımı çeliyorsun
Aşkınla beni şımartıyorsun
Mucizeler yaratıp kahramanım oluyorsun
Zamanla aşka alışıyorsun
Daha az gülüp daha çok susuyorsun
Değiştin sen hala görmüyorsun
Mucizeler nerede kahramanım yorgun musun
Olmaz birtanem
Olmaz sevdiğim
Olmaz inan bana olmaz
Aşk böyle olmaz
Hazırdım ben de seni bekliyordum
Nerede bu geç kalmasa diyordum
Ve bir gün karşımda duruyordun
Bilmeden mucizenin ta kendisi oluyordun
Anladım ben herşeyi yoruyorum
Belki de hep senden bekliyorum
Değişmedim sadece susuyorum
Mucizeler yaratan kahramanı özlüyorum
Salı, Aralık 01, 2009
Üstüme gelme, nedeni yok ki...
üzüldüm...
canım acıdı...
kızdım, çok kızdım... ama kendime...
gözlerimde yaş yakalandım...
neden uydurdum...
aslında uydurmadım çünkü herşeyin temeli oydu zaten... ben de onu söyledim...
gerginim...
hassasım, çok duygusalım bugünlerde...
gözlerim dolu her an... biri birşey dese de aksa diye bekliyor yaş... ya da birşey olsa... veya çok gülsem birşeye sonra bir anda ağlamaya başlasam...
boğulacak gibiyim...
sıkışmış gibi...
nefessiz kalacakmışım gibi...
"noluo ya bana böyle?" dediğimde cevap beynimde beliriyor... ne sendromudur bilmiyorum... her sene aynı zamanlarda belirir... 6 Aralık'ta yoğunlaşır ama o gece biter... o gün doğmuşum ben... perşembeymiş... geç mi doğdum tam olarak bilmiyorum ama sancı gelmeyince suni sancı vermişler anneme... zor çıkmışım yani... hayat daha o andan itibaren koymuş önüme bariyer... oksijensiz kalmışım işte doğarken...
içeride çok bunalmış, daralmış olmalıyım... ağlamayı orda mı öğrendim ne:p
neyse işte o anın sıkıntısını yaşıyorum her sene galiba...
- herşey nie bu kdr zor bnm için
- kimse beni anlamıo ztn
- neden o.....? neden şu....? neden bu böyle?
vs cümlelerini çok sık kurduğum günlerdeyim...
bugünlerde kimse üstüme gelmesin, elini uzatıp karanlıktan güneşe doğru çeksin beni nolur...
canımı acıtmasın, üzmesin bu hafta beni kimse lütfen (bunu söyledğim kişiler, burayı okumadıkları ya da okuyamayacakları için EVREN'e söylüyorum bunları:p)
o.ç.s.
canım acıdı...
kızdım, çok kızdım... ama kendime...
gözlerimde yaş yakalandım...
neden uydurdum...
aslında uydurmadım çünkü herşeyin temeli oydu zaten... ben de onu söyledim...
gerginim...
hassasım, çok duygusalım bugünlerde...
gözlerim dolu her an... biri birşey dese de aksa diye bekliyor yaş... ya da birşey olsa... veya çok gülsem birşeye sonra bir anda ağlamaya başlasam...
boğulacak gibiyim...
sıkışmış gibi...
nefessiz kalacakmışım gibi...
"noluo ya bana böyle?" dediğimde cevap beynimde beliriyor... ne sendromudur bilmiyorum... her sene aynı zamanlarda belirir... 6 Aralık'ta yoğunlaşır ama o gece biter... o gün doğmuşum ben... perşembeymiş... geç mi doğdum tam olarak bilmiyorum ama sancı gelmeyince suni sancı vermişler anneme... zor çıkmışım yani... hayat daha o andan itibaren koymuş önüme bariyer... oksijensiz kalmışım işte doğarken...
içeride çok bunalmış, daralmış olmalıyım... ağlamayı orda mı öğrendim ne:p
neyse işte o anın sıkıntısını yaşıyorum her sene galiba...
- herşey nie bu kdr zor bnm için
- kimse beni anlamıo ztn
- neden o.....? neden şu....? neden bu böyle?
vs cümlelerini çok sık kurduğum günlerdeyim...
bugünlerde kimse üstüme gelmesin, elini uzatıp karanlıktan güneşe doğru çeksin beni nolur...
canımı acıtmasın, üzmesin bu hafta beni kimse lütfen (bunu söyledğim kişiler, burayı okumadıkları ya da okuyamayacakları için EVREN'e söylüyorum bunları:p)
o.ç.s.
Cuma, Kasım 06, 2009
Dediiiim kiiiiiii...
"kalbimin kulaklığını indirdim kucağıma... beyniminki takılı... kucağımdan sesler gelio ama beynimdekinin sesi açık oldgu için, bastırıo diğerini... duyuyorum ama anlayamıyorum..."
dedimmm sedoşaaa... o daaa;
seDa:
Bu cumleyi kuran kisi bana duygusal olmadigini iddiaa edemzz
dediiiiiiiiiiiii... tek ondan saklanamıyorum galiba...
haklı olabilir; anlamazlıktan geliyorumdur belki de...
dedimmm sedoşaaa... o daaa;
seDa:
Bu cumleyi kuran kisi bana duygusal olmadigini iddiaa edemzz
dediiiiiiiiiiiii... tek ondan saklanamıyorum galiba...
haklı olabilir; anlamazlıktan geliyorumdur belki de...
Pazar, Eylül 20, 2009
Şekerin bayramı gelmşşşş
Buuuuuuuuugünnnnnn bayrammmmmm:p
Herkese mutlu ve şeker gibi bayramlarrr :) öyleeeeeee büyüüüüüük bir aileniz varsaaa evden eve dolaşıorsanız bayramlaşmak için vee teyze, dayı, amca, yenge, enişte, dede, anneanne, babaanne, hala, kuzen vs vs ile uzun/kısa zamandr görmemştm diyerek kucaklaşıp dedikodu, yemek, içmek, gülmek vb fiilerde sevgiiii yumağı oluosanısss(şurdakigibiii) hiiiiiiç öleeee şkyt etmeyiiiinnn... Çünkü bigün o günleriii "vay beeee ne güseldi" şeklinde arayıp özleyeblyrsunuzzzz :( benden söylemesiiiiii...
Bizim bayramımız küçülen ailemizde aslında diğer günlrden (çoooook)az farklı geçiooo... Tabii yeni kişiler katılııo o ayrıı... Ama şimdi düşündüm deee belkii daha soonra yineeee ailemis büyüyeblrr: bu kez teyze, yenge, anneanne, babaanne vs sıfatları bize geçerr:) hmmmm düşününce sevndm birdennnnnn, umut hrzmn insanı mutlu edio glba:)
Bugünlerde nasılımmmmm? bilmiyorummm... bi kısmım çok ii, umutlu, sabırlı, sevgi dolu, anlayışlı, ne olursa olsncu, brz da yüzsüz:P diğer kısmım buruk, endişeli, acabacı, kırgın, küskün, nedenler arasında kaybolmuş, vs vs... İki kısmım birbirine meydan okuo yani:p
Birazdannn şiir vee müzikk bölümümü güncelleyeceğimm:p
Yarınnnn görüşürüzzzzz(sanırumm)...
SOON DAKİKAA:P
Yaaaaaa çok ilgnç ki az önce "kayıtları düzenle"ye bakıodum(ki normalde hiiiiiç bakmam)... aa farkettm ki şu yazı taslak olarak kalmışşşş:s yayınlamamamışım yada unutmuşummm... bi de çok kızmşm hrlde amaaaa nieee olduğunu hçççççççç hatırlamıoum :s sadece "Duygu'm anlar" kısmından neyle ilgli oldğnu tahmin edioum okdr:))
neyse öle yazıyımm dedmm:)) tabi okuyanımmmmm vAr mıııı bilmem kiiii:))))
Herkese mutlu ve şeker gibi bayramlarrr :) öyleeeeeee büyüüüüüük bir aileniz varsaaa evden eve dolaşıorsanız bayramlaşmak için vee teyze, dayı, amca, yenge, enişte, dede, anneanne, babaanne, hala, kuzen vs vs ile uzun/kısa zamandr görmemştm diyerek kucaklaşıp dedikodu, yemek, içmek, gülmek vb fiilerde sevgiiii yumağı oluosanısss(şurdakigibiii) hiiiiiiç öleeee şkyt etmeyiiiinnn... Çünkü bigün o günleriii "vay beeee ne güseldi" şeklinde arayıp özleyeblyrsunuzzzz :( benden söylemesiiiiii...
Bizim bayramımız küçülen ailemizde aslında diğer günlrden (çoooook)az farklı geçiooo... Tabii yeni kişiler katılııo o ayrıı... Ama şimdi düşündüm deee belkii daha soonra yineeee ailemis büyüyeblrr: bu kez teyze, yenge, anneanne, babaanne vs sıfatları bize geçerr:) hmmmm düşününce sevndm birdennnnnn, umut hrzmn insanı mutlu edio glba:)
Bugünlerde nasılımmmmm? bilmiyorummm... bi kısmım çok ii, umutlu, sabırlı, sevgi dolu, anlayışlı, ne olursa olsncu, brz da yüzsüz:P diğer kısmım buruk, endişeli, acabacı, kırgın, küskün, nedenler arasında kaybolmuş, vs vs... İki kısmım birbirine meydan okuo yani:p
Birazdannn şiir vee müzikk bölümümü güncelleyeceğimm:p
Yarınnnn görüşürüzzzzz(sanırumm)...
SOON DAKİKAA:P
Yaaaaaa çok ilgnç ki az önce "kayıtları düzenle"ye bakıodum(ki normalde hiiiiiç bakmam)... aa farkettm ki şu yazı taslak olarak kalmışşşş:s yayınlamamamışım yada unutmuşummm... bi de çok kızmşm hrlde amaaaa nieee olduğunu hçççççççç hatırlamıoum :s sadece "Duygu'm anlar" kısmından neyle ilgli oldğnu tahmin edioum okdr:))
neyse öle yazıyımm dedmm:)) tabi okuyanımmmmm vAr mıııı bilmem kiiii:))))
Etiketler:
bi bayram daha,
özledimmm,
ruh halim
Cumartesi, Ocak 17, 2009
başlık da koymamışım :s
Aslında bugünlerde biraz karışığım... Gördüklerim, yaşadıklarım karşısında... Beni gerçekten de kimse anlamıyor ya da galiba birtek Duygu'm anlıyor... Benzer şeyler yaşıyoruz çünkü veya en azından benzer tepkiler alıyoruz çevreden... Hepsi beni o kadar üzüyor ki... Galiba gerçekten yaşamadan anlaşılmıyor... Artık ciddi kararlar aldım... Tek kişilik bir oyun, sergilediğim ve kimsenin izlemesine ihtiyacım yok... Acımasızca yapılan yorumlara karşı sessiz kalmamın verdiği rahatsızlığa artık tahammülüm yok...
Pazartesi, Ocak 05, 2009
Özet...
"Aaa benim bir blogum vardııı doğruuu yaaa:p" demeyeceğim ki hiçbirşeyi unutmadığımı bilirsiniz... Unutamama sorunum var zaten:)) Yazmadım uzun süredir, yazamadım çünkü hayat baya yordu, zorladı beni bu ara... Üzüntüler, hastalıklar, sıkıntılar, stresler, insanlar, anlamsız davranışlar, çelişkiler, şüpheler, imalar vs vs... Bu arada bilgisayarım da yorulmuş olacak ki 2 formattan sonra kendine gelebildi ancak... Onun düzelmesiyle herşey de düzelmeye başladı gibi:) Yeni yıl, yeni fırsatlar vs vs... Bi içim aynı kaldı galiba, o yüzden çok sıkılıyorum ya hala... Bir çıkış kapısı da bulamıyorum ya da var da ben henüz ulaşıp da açamadım... İçimden hiçbirşey yapmak gelmiyor... Günlerin aynı, düzenli kalıbı içimi sıkıyor... Ayyy gecen gun düşündüüüüm:))) Normal olarak düşünürsek yaklaşık 50 yıl daha yaşayacağım:)))) Bir üzüldümm, bir üzüldümmm bunaaa... Nasıl çekilirr ki bu hayat:(
Neyse en azındaannn bu yılllllllll beniiiim yılım olacaktııı dimiiiii:P
En yakın zamanda güzel bir konuda görüşmek üzere:)
Neyse en azındaannn bu yılllllllll beniiiim yılım olacaktııı dimiiiii:P
En yakın zamanda güzel bir konuda görüşmek üzere:)
Perşembe, Kasım 20, 2008
Karışık...
Güya hergün özlediklerimi yazacaktım, değil mi? Ayyyy, bugünlerde çok üşengecim yaaa... Herkesin izleseneeee dediği "Zeitgeist Belgeseli"nin ilk bölümününnn 45dk sını bile ancak dün gece izleyebildim. Bakalım devamını ne zaman izleyeceğim. İlginç bir belgesel olduğu kesin...
Birçoğunuza garip gelecek ama ben ders çalışmayı özlediiiiiiiiim:))) Neyseki yakında AÖF kitaplarımı alacağım(bilmeyenlere: 2.üniversite seçeneğinden AÖF Halkla İlişkiler 2'ye geçtim)... Zaten Mayısta gideceğim birçok düğün varrr(İzmir-İstanbul-Antalya)... Kuzenler evleniyor daaaaa:)) Hepsinin Mayısı seçmesi ayrı bir ilginç konu tabiiii:p Yani diyeceğim o ki finallere ozaman çalışamayabilirim, o yüzden yavaştan başlamalıyım ders çalışmaya... Zaten son 10gün kala yanıma yaklaşılamıyor... Acaaaip gergin oluyorummmmmmmmm:))) Neyse,...
Bu arada kullanmaya başladığım şu ilaç(kas gevşetici) çok iyi geldiiii... Hem fiziksel hem de....:)) Niye mi güldüm? Çünkü ilacın yan etkilerinden biri "öfori"ymişşşşşş... O da ne dersenizzzz: "sebebi olmayan aşırı mutluluk hali"ymiş:))) Galiba bu bende varrr bu aralar... Böyle üzülmem gereken şeyleri düşünsem de üzülemiyorum:)) Damla bana kikirdek diyor zaten hıh:P Öyle işte...
Biraz önce Ayselciğimm,
@d@ycell (19:07):
biraz aşktan bahsetseneee
@d@ycell (19:07):
yaşananlardan yaşanamayanlardannnn herşeyden aşka dair kiki
ösqhe (19:07):
kiki
ösqhe (19:07):
hmmmmm
ösqhe (19:07):
düşinym:))
@d@ycell (19:08):
düşün vee yazzz aşkııııı ösgeden okuyalımmm :M
dediiiiiiiiii:) Bu gece bi yazmaya çalışayımm bakalımm nasıl olacak?!
Birçoğunuza garip gelecek ama ben ders çalışmayı özlediiiiiiiiim:))) Neyseki yakında AÖF kitaplarımı alacağım(bilmeyenlere: 2.üniversite seçeneğinden AÖF Halkla İlişkiler 2'ye geçtim)... Zaten Mayısta gideceğim birçok düğün varrr(İzmir-İstanbul-Antalya)... Kuzenler evleniyor daaaaa:)) Hepsinin Mayısı seçmesi ayrı bir ilginç konu tabiiii:p Yani diyeceğim o ki finallere ozaman çalışamayabilirim, o yüzden yavaştan başlamalıyım ders çalışmaya... Zaten son 10gün kala yanıma yaklaşılamıyor... Acaaaip gergin oluyorummmmmmmmm:))) Neyse,...
Bu arada kullanmaya başladığım şu ilaç(kas gevşetici) çok iyi geldiiii... Hem fiziksel hem de....:)) Niye mi güldüm? Çünkü ilacın yan etkilerinden biri "öfori"ymişşşşşş... O da ne dersenizzzz: "sebebi olmayan aşırı mutluluk hali"ymiş:))) Galiba bu bende varrr bu aralar... Böyle üzülmem gereken şeyleri düşünsem de üzülemiyorum:)) Damla bana kikirdek diyor zaten hıh:P Öyle işte...
Biraz önce Ayselciğimm,
@d@ycell (19:07):
biraz aşktan bahsetseneee
@d@ycell (19:07):
yaşananlardan yaşanamayanlardannnn herşeyden aşka dair kiki
ösqhe (19:07):
kiki
ösqhe (19:07):
hmmmmm
ösqhe (19:07):
düşinym:))
@d@ycell (19:08):
düşün vee yazzz aşkııııı ösgeden okuyalımmm :M
dediiiiiiiiii:) Bu gece bi yazmaya çalışayımm bakalımm nasıl olacak?!
Etiketler:
karmakarışık,
özlediklerim,
ruh halim
Pazar, Kasım 16, 2008
Özlediiiiiim... (Part I :P)

Bu sabah uyandığımda birçok şeyi özlediğimi farkettim... O kadar çok şeyi özledim kii... Bazıları saçma sapan, komik falan ama bazıları ise gerçekten mantıklı... Üstelik bunların öyle sıralaması da yoook... Hepsini eşit ve de çoooook özledimmmm... Veee hergünn aklıma geldikçee buraya yazmayaaa karar verdiiiim özlediklerimi... Eveeeeeet, başlıyorummm bugünkilereeee:
Sabah mızırdanarak kalkmayı, alelacele kahvaltı(ki bu tosttu) edip hazırlanıp evden çıkmayı, eğer kar yağdıysaa babamın arabadan karları temizleyişini, yola çıkışımızı, evimizin yanındaki o köprüden geçişimizi, o büyük Çukurambar yokuşunu ve trafiğini, o trafiğe yakalanmamak için aradaki küçük, gecekonduların olduğu yoldan inişimizi, Bilkent yolunu, Güliz'i görür müyüm diye servislere bakışımı, kaldırımdan geçenleri(!), Bilkent köprüsündeki feci trafiği, gıdım gıdım ilerleyişimizi, Doğu Kampüs'e girişimizi, bölümümün parkyerini, binamı, ders geç başlayacaksa koridorda oturup bekleyişimizi, koca bardaktakii çayımıııı, açmamı, yürüyüşünden tanıdığım Eto'cuğumu görmeyi, dizi gibi takip ettiğimiz komik insanları, annemin bak bak işte şu çocuk Ogan'a benzettiğim deyişini ve benim dee"o Ogan zaten anneeee" diye hayret edişimi, küçük ama sevimli sınıfımı, masamı, sandalyemi, sözlüklerimi masalara dizişimizi, Handan Ablamı, kıkırdaşmalarımızı, ders aralarında annemin de katıldığı dedikodularımızı, soru yağmuru Emel'i, aniden sinirlenip sonra kendi de gülen Behran'ı, son sınıfta kala kala çoğu zaman 3 kişi kaldığımız için derslerde uyumak, başka şeylerle ilgilenmek gibi alternatifimizin olmayışını, diğer sınıfla ortak derslerde çıkan kavgaları, televizyonumuzu, videomuzu, DVDmizi, güler yüzlü değerli hocalarımı: muzip, sevecen Şerife Hocamı ve sabahın köründe Dublaj/Altyazı derslerinde film izleyişimizi; kibar, anlayışlı Bölüm Başkanımız Talip Hocamı, senelerdir tanıyormuşum gibi hissedip Türkan Yengeme benzettiğim, bana "Bu kadar güzel gülen görmedim" diyen Gülder Hocamı, çevirilerimi çok beğenip "Benim istediğim bu işte, afferin kızım eline sağlık."diyen Ayşe Hocamı; disiplinli ve "Özge'ciğim, sen benim bu bölümde ders vererek geçirdiğim 12 yıl içerisinde karşıma çıkan en iyi üç öğrenciden birisisin. Sen de aslında bunu biliyorsun. Senin bulunduğun sınıfta ders vermek olağanüstü bir keyif." diyen Danışmanım Serap Hocamı, tıp çevirilerinde uzman Semra Hocamı, çok çok değerli ilgiyle dinlediğim Türkçe Hocalarımı; derslerde hocalarla yaptığımız sohbetleri; hamburlerimi, pizzamı, elma patateslerimi, eve dönüşleri, trafikte, uğradığımız bankada, şokta vs beklerken radyo dinleyip sıkılışımı, eve gelip yemek yiyip güzelliiik uykumaaa yatışımıııııııııııııı özlediiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiim.......
Seni de özlediiiiiiiiiiiiiiiim:)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)