Biliyorsunuz (ya da bilmiyorsunuzdur) Superonline.com portal içeriği 1 Temmuz itibariyle iş planları çerçevesinde kapandı.
Hüzünlü bir veda oldu bu... Sadece, sitenin editörü olduğum için ve de 1 aydır, yok olacağını bildiğim bir siteye aynı tempoda haber girmenin verdiği garip burukluk yüzünden değil bu hüzün...
Vedalara, sonlara hiç katlanamadığımı defalarca yazmışımdır bloguma da... Çalışma arkadaşlarımla yaptığımız "son konuşma" da(ki aslında son olmayacağını hepimiz biliyoruz) iyice duygulandırdı beni...
Ama asıl bu denli hüzünlenmeme sebep olan şey ise "Superonline"ın bendeki yeridir belki... Çocukluğumda internetle tanışmam "Superonline" ile oldu... Söyledikleri gibi "İnternet=Superonline"dı yani benim için... Uzun yıllar da öyle devam etti... Sonra ise ilginç bir tesadüfle iş hayatıma yine "Superonline" ile başladım... Ve hala da devam ediyorum... Superonline'da... Turkcell Superonline'da...
Tek fark, artık daha az kırmızı, daha çok maviyiz :P
Şimdi ise hüzünle karışık departman değiştirmenin verdiği belirsizliğinin stresi var...
Ama yine de Superonline'dayım:P (reklam gibi oldu yazı da:p)
öyle işte etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
öyle işte etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Cumartesi, Temmuz 02, 2011
Tam da bu renkti Superonline'ın kırmızısı...
Etiketler:
değişiklik,
haber,
internet,
öyle işte,
son,
superonline,
veda,
yeni
Cumartesi, Ocak 15, 2011
Çözüm bende! Peki ya grup nerrrrrde? :p
Eskidennn, çook eskiden, sanırım ilkokuldayken bir grup daha doğrusu club gibi birşey kurmak istedim... Nereden aklıma geldiğini hatırlamıyorum ama normal birşeydi benim için, hergün bşyler icat ettiğim(icatçıkardığım) günlerdi... Adı "gencclub" oldu(gençtv'nin g'sinden:p). Üye kartları yaptım, yaptırdım anneme:)) hem de bayaa kaliteli olmuştu üzeri şeffaf kaplı falan... Club yönetmeliği, toplantı dosyaları vs :)) İyice kaptırdım kendimi... Sıra üyeleri seçmeye, onlara kartlrını vermeye, ilk toplantıya davet etmeye gelmişti... Club kartlarından elimde o kdr da çok yoktu tabiii:)) Zaten sinirle yapmıştı annem :D Neyse işte 10 tane falan olmuştu, ben de gittim tabi sınıftaki en yakın arkadaşlarıma verdim... Olay çıktıı! Küsenler, kavga edenler, hatta ağlayanlar bile olmuştu galiba:))) Tabii ilk toplantıyı bile yapamadan club dağılldııı:))
Şimdi de bir yarışma varmışşş... Yine tesadüfen düşüverdi önüme, yarışmasever biri olarak; konu da çok uygun 'cuk diye oturdu' ciddennn... Ödüller de güzelmiş ama çok az vaktimiz kalmış ve de 2-3 kişilik grup kurup öyle katılmam gerekiyormuşşş... Faceden çağrı yapsammm acaba yineee küsenler olurr muu büyüümeyen arkadaşşşşşşşlardan diye de ürkesim var:p (Yarışma daaa şuymuşşş--> http://cozumsende.com/ [katılıpp da rakip olmayınnn:P]
***seviyorum, özledim, kim vardır ki yanında, oyalanmalıyım!!!(herşyn nedeni bu)
Şimdi de bir yarışma varmışşş... Yine tesadüfen düşüverdi önüme, yarışmasever biri olarak; konu da çok uygun 'cuk diye oturdu' ciddennn... Ödüller de güzelmiş ama çok az vaktimiz kalmış ve de 2-3 kişilik grup kurup öyle katılmam gerekiyormuşşş... Faceden çağrı yapsammm acaba yineee küsenler olurr muu büyüümeyen arkadaşşşşşşşlardan diye de ürkesim var:p (Yarışma daaa şuymuşşş--> http://cozumsende.com/ [katılıpp da rakip olmayınnn:P]
***seviyorum, özledim, kim vardır ki yanında, oyalanmalıyım!!!(herşyn nedeni bu)
Salı, Ağustos 24, 2010
Burdayımmmm ama...
Yine sözümü tutmayıp yazmıyorum, yazamıyorum ama vallahii bu kez gerçek nedenlerim varrr(sonra anlatırımmmmm)...
Ayrıca yazmıyorumm ama yandaki kutucuğumu güncelliyorum kiii(bakınnnnnn)...
Bu arada bugün LoLLa yazı rengin göz yoruyor gibi diyince renklerle oynadım falan, olmadı karar veremedim, değiştirmedim ama ne renk olsa ki? Bu mor iyi mi?
Ayrıca yazmıyorumm ama yandaki kutucuğumu güncelliyorum kiii(bakınnnnnn)...
Bu arada bugün LoLLa yazı rengin göz yoruyor gibi diyince renklerle oynadım falan, olmadı karar veremedim, değiştirmedim ama ne renk olsa ki? Bu mor iyi mi?
Pazartesi, Nisan 19, 2010
http://twitter.com/spoiled684 :P reklamımsı bşy
Artık resmen twitter bağımlısı oldum :( üstelik hiç sevmez ve gereksiz bulurken:P
hele ki artık sınırsız karakter de oldu, blog gibi yazar oldum... sanki buraya ihanet ediyormuşum geliyor bir de, çok yazarmışım gibi...
neyse ben, solda da gördüğünüz gibi http://twitter.com/spoiled684 'dayım... hani merak edeniniz, takip edeniniz var isee:p :))) ki pek sanmıyorum...
öyle işte...
hele ki artık sınırsız karakter de oldu, blog gibi yazar oldum... sanki buraya ihanet ediyormuşum geliyor bir de, çok yazarmışım gibi...
neyse ben, solda da gördüğünüz gibi http://twitter.com/spoiled684 'dayım... hani merak edeniniz, takip edeniniz var isee:p :))) ki pek sanmıyorum...
öyle işte...
Pazar, Aralık 27, 2009
KoCCAA kalemimmm kocamanken de benimleee
Babamın babası ben doğmadan vefat edince bana dede diye babamın amcası(ankaradaki tabii)Ziver Dedemi alıştırmışlar küçüklükten beri... O da zaten pek sahici bir dede oldu bana... hatta küçükken hiç sorgulamamışım taa ki böyle arkadaşlarım olmaya başlayana kadar... o zaman hatırlıyorum; "niye babannemin kocası olmadığı halde, Emine Yengemin kocasına dede diyorum ki?" diye düşünmeye başlamıştım ama sonra sordum, öğrendim... zaten cevap pek de önemli değildi, dedemdi o benim, hem de çok sevdiğim... (ayrıca sonradan farkettim, mesela babannemin kız kardeşlerine de Neriman babaanne, İclal babaanne vs diye söylemeye alıştırıyorlar genelde; şimdi düşündüğümde bu gelenek hoşuma gidiyor, güzel düşünülmüş bence)
Hiç kucağından inmezdim, çok tontondu, göbeği kocamandı :) nezaman geliyor bebek? derdim:))göbeğini severek o da 3ay, 5ay vs sonra derdi... En sevdiğim oyuncaklar ondann gelirdi... o kadar çok anımız var ki... ama şimdi sadece birini anlatacağım...
Ziver Dedemin bir odası vardı: 2 çekyat, 1 büyük masa(yüksekliği ayarlanabilir), tv, radyo, kütüphane-dolap vs... Gündüzleri orada vakit geçirirdi... Karakalem resimleri meşhurdu, o kadar güzel çizerdi ki... genellikle; kamp ortamı, çadır, sığınak, tüfekler, at, dağ evi...çizerdi. Dağevimiz olursa böyle olsun diye çizerken anlatırdı bana, onlara gittiğimizde... Bir süre sonra benim de ilgim başladı tabii resme... (her gittiğim evde, kalem-kağıt verebilir misiniz diyen bir çocuktum ben)
Onun bir kalemi vardı, Almanya'da yaşarken almışlar... böyle kalın, şişko birşey... mekanzması uçlu kalem gibi... ama ucunu tahmin edersiniz tabi kapkalınn bi uç işte... onla çizerdi... o kaleme çok özenirdim... bir de diğer ince kalemleri de pek iyi tutamadığım için, bu kalem tam bana göreydi, rahatça tutuyordum... Dedem de hal böyle olunca o kalemi bana verdi... Artık hiçç elimden bırakmıyordum, kaybolacak diye ödüm kopuyordu: "KOCAAA KALEMİMM NERDEEE?" en çok kullandığım cümleydi artık, adı da "Koccca kalemmm"di işte...
Okula başladığımda bütün çocukların ilgisini çekmişti, onlara tutturmaya bile kıyamazdımmm:))) Bir harf yazıp "aaaa ne guselmşşş" derlerdi, ben de hemen alıp "evett işte ama ucu bulunmuyor" derdim... Sonra ucunu yurtdışından getirtmiştik galiba bir kutu... Ama onlar da bitecek diye korkardım, Seda'nın bile nolur biraz onla yazayımmm dediğini ve zorla ikna olup verdiğimi hatırlarım...
Birgün Ziver Dedem bizdeydi, ben yine kağıdımı alıp "Anneee kocccca kalemimi versenee" dedim, annem getirdiğinde dedem şaşırmıştı "aaa hala saklıyor musun?" diye... çok da hoşuna gitmişti... O günden kısa bir zaman sonra vefat etti... O günü hatırlamak istemiyorum, o yüzden geçiorum, içimde birşey acıo hala...
O gitti amaa ben onu hiç bırakmadım, her onlara gidişimizde onun odasına geçip resimler yapardım tek başıma... önceleri "kızım gelsene salona bak konuşuyoruz ne güzel, bak neler olmuş, gel" derlerdi, ısrarla gitmezdim... sadece yemeklerde gider sonra hemen dönerdim... bunu niye yaptığımı hiç bilmiyorum aslında ama bu 2 sene önceye yani Antalya'ya taşınıncaya kadar aynen devam ettim, orası benim odam oldu artık, resim yaptığım, tv izlediğim, son zamanlarda laptopumla gittiğim odamdı, odamız... yanlızlığı orda keşfettim...
Bunu niye anlattım? Koca kalemim yine yanımda, 1,5aydır onla yazı-resim çalışmaları yapıyorum, kök hücrelerime ince el beceresi öğretiyorum yani:)) o değil de geçen gün düşündüm, bu kalemi ben almasaydım şimdi nerede olurdu diye... Muhtemelen ya bozulup atılmış ya da kaybolmuştu... Ama iyi ki bende, benimle... Çevremdeki hatıra diye saklayıp özenle heryere kendimle götürdüğüm bütünnn eşya, obje, resim vs gibi o da benimle... Yolun sonuna kadar beraberiz... sonrası meçhul tabii...
Hiç kucağından inmezdim, çok tontondu, göbeği kocamandı :) nezaman geliyor bebek? derdim:))göbeğini severek o da 3ay, 5ay vs sonra derdi... En sevdiğim oyuncaklar ondann gelirdi... o kadar çok anımız var ki... ama şimdi sadece birini anlatacağım...
Ziver Dedemin bir odası vardı: 2 çekyat, 1 büyük masa(yüksekliği ayarlanabilir), tv, radyo, kütüphane-dolap vs... Gündüzleri orada vakit geçirirdi... Karakalem resimleri meşhurdu, o kadar güzel çizerdi ki... genellikle; kamp ortamı, çadır, sığınak, tüfekler, at, dağ evi...çizerdi. Dağevimiz olursa böyle olsun diye çizerken anlatırdı bana, onlara gittiğimizde... Bir süre sonra benim de ilgim başladı tabii resme... (her gittiğim evde, kalem-kağıt verebilir misiniz diyen bir çocuktum ben)
Onun bir kalemi vardı, Almanya'da yaşarken almışlar... böyle kalın, şişko birşey... mekanzması uçlu kalem gibi... ama ucunu tahmin edersiniz tabi kapkalınn bi uç işte... onla çizerdi... o kaleme çok özenirdim... bir de diğer ince kalemleri de pek iyi tutamadığım için, bu kalem tam bana göreydi, rahatça tutuyordum... Dedem de hal böyle olunca o kalemi bana verdi... Artık hiçç elimden bırakmıyordum, kaybolacak diye ödüm kopuyordu: "KOCAAA KALEMİMM NERDEEE?" en çok kullandığım cümleydi artık, adı da "Koccca kalemmm"di işte...
Okula başladığımda bütün çocukların ilgisini çekmişti, onlara tutturmaya bile kıyamazdımmm:))) Bir harf yazıp "aaaa ne guselmşşş" derlerdi, ben de hemen alıp "evett işte ama ucu bulunmuyor" derdim... Sonra ucunu yurtdışından getirtmiştik galiba bir kutu... Ama onlar da bitecek diye korkardım, Seda'nın bile nolur biraz onla yazayımmm dediğini ve zorla ikna olup verdiğimi hatırlarım...
Birgün Ziver Dedem bizdeydi, ben yine kağıdımı alıp "Anneee kocccca kalemimi versenee" dedim, annem getirdiğinde dedem şaşırmıştı "aaa hala saklıyor musun?" diye... çok da hoşuna gitmişti... O günden kısa bir zaman sonra vefat etti... O günü hatırlamak istemiyorum, o yüzden geçiorum, içimde birşey acıo hala...
O gitti amaa ben onu hiç bırakmadım, her onlara gidişimizde onun odasına geçip resimler yapardım tek başıma... önceleri "kızım gelsene salona bak konuşuyoruz ne güzel, bak neler olmuş, gel" derlerdi, ısrarla gitmezdim... sadece yemeklerde gider sonra hemen dönerdim... bunu niye yaptığımı hiç bilmiyorum aslında ama bu 2 sene önceye yani Antalya'ya taşınıncaya kadar aynen devam ettim, orası benim odam oldu artık, resim yaptığım, tv izlediğim, son zamanlarda laptopumla gittiğim odamdı, odamız... yanlızlığı orda keşfettim...
Bunu niye anlattım? Koca kalemim yine yanımda, 1,5aydır onla yazı-resim çalışmaları yapıyorum, kök hücrelerime ince el beceresi öğretiyorum yani:)) o değil de geçen gün düşündüm, bu kalemi ben almasaydım şimdi nerede olurdu diye... Muhtemelen ya bozulup atılmış ya da kaybolmuştu... Ama iyi ki bende, benimle... Çevremdeki hatıra diye saklayıp özenle heryere kendimle götürdüğüm bütünnn eşya, obje, resim vs gibi o da benimle... Yolun sonuna kadar beraberiz... sonrası meçhul tabii...
Etiketler:
anııı,
koca kalemim,
öyle işte,
özledimmm
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)