Perşembe, Haziran 18, 2009

Aşkın saati değişti...


Önceden yazdığım şu yazıda "Benim için aşkın saati genellikle 5'e 3 kala..." demiştim... Öyleydi de... Hep çalışacak diye bekledim ya da artık beklemeyi bile unutmuşum, o durmuş saatin tekrar çalışmaya devam etmesini... O öylece durduğu için ben, ne geçen zamanın yani günlerin, haftaların, ayların ve hatta yılların farkına varmışım ne de düşüncelerimin, duygularımın, hislerimin geçen zamanla değiştiğini görebilmişim... Durmasının nedenini bile sorgulamamışım... Kırılan saat bir daha çalışamazmış, bilememişim... Öte yandan saatim durduğu için gece ve gündüzü bile ayırt edemez hale gelmişim...

Ama birgün birden ışığı farkettim... Önce yavaşça sızdı aralıktan, güneş ışığıyla eşdeğer birşeydi... Niyeti beni aydınlatmak da değildi muhtemelen... Ben de bir süre o sızan ışığa alışmayı bekledim... Karanlıktan birden ışıkla buluşunca gözler kamaşır ya... Aynen öyleydi benim için... Her geçen gün perdemi biraz daha araladım, daha çok aydınlanayım diye... O da aslında arada bulutun arasına gizleniyordu... Belli ki yorgundu o da veya kırgındı; kızgındı belki, öfkesini saklamak için yok oluyordu bazen... Ben ise aydınlanmaya artık çok alışmıştım, karanlık beni korkutuyordu... Birgün perdemi sonuna kadar açmaya karar verdim, açtımmm... Artık beni sadece aydınlatmıyor aynı zamanda ısıtmaya da başlatıyordu... O ana kadar, uzun zamandır üşüdüğümü bile farkedememiştim... Birden zamanın da işlemeye başladığını hissettim ama o durmuş saat değildi işleyen, zamanı geri getiren... Başka bir saatti... Güneş saatiydi...

Bilirsiniz, güneş saati oldukça karmaşık ve çok da hassas olduğu için çalışmasını etkileyen bazı önemli unsurlar vardır. Diğer taraftan ışık yokken yani karanlıkken zamanı bilemiyorsunuz... Ama tekrar aydınlığa kavuşup içinizin de yeniden ısınmasını beklemek bile yetiyor karanlığa dayanmaya...
Bazen normal bir saatle saniyeleri görerek tam olarak zamanı takip etmek yerine, sadece gündüz ve geceyi ayırt edebilmek insana daha çok huzur verebiliyor...

Şimdi tek dileğim ise, bulutsuz bir yaşam... Bu ise bencilce kendim için istediğim birşey değil... Güneşim, artık engellerle karşılaşmasın... Enerjisi hiç tükenmesin...

Onu, güneşimi çok seviyorum...

8 yorum:

zehra dedi ki...

canım benimmmm güneşiniz hiç batmasın inşallah her konuda olduğu gibi içindeki aydınlığı ve sıcaklığı da öyle güzel yansıtmışsın ki aşka küskün biri okusa durup dururken aşık olası gelir :) mutluluğun daim olsun bitanem seni çoooooook seviyorum...

aysel dedi ki...

Canımm benim güzel yürekli,yüreği her zaman kocaman dostum... Yaşadığın bu güzelliği kısmende olsa paylaşıyo olmak beni çok mutlu ediyor...Çok güzel dile getirmişsin başına gelen bu harika olayı dilerimkii sen bu güzel mutluluğu sonsuza dek paylaşırsın güneşinle...Her zaman güzel haberlerini almak dileğimle seni çok seviyorum ve seni sımsıcak yapan o güneşide...

Ayhan ÇAPAN dedi ki...

Ben 64model Technos marka kurmalı bir saat kullanıyorum :)
Sürekli kurmam gerekiyor ki çalışsın. Her saatin çalışması için enerjiye ihtiyacı var, ama ben dışarıdan enerji ile (Pil, güneş enerjisi...) çalışan saati n'apayım... Saati hareket ettirmek gücü bende her zaman... Her gün yeniden kuruyorum...

böğürtlenin 'ö'süüü... dedi ki...

Bunu hatırlıyorummmm:)
En güzeli ama benim saatimin gücü yok demek ki bu aralar... Güneşe söz geçirecek gücüm de yok, yetkim de :(

Ayhan ÇAPAN dedi ki...

Bazı arkadaşlar şanslı, almışlar arkalarına güneşin gücünü. Oooh!
Ama yine de en güzeli kendi gücümle harekete geçirdiğim kurmalı saat. Ayrıca kurmak için de tahmin ettiğin kadar yüksek bir güç gerekmiyor, iki parmağınla kuracaksın sadece... İstemek yeterli. Bir kurdun mu, 1 sn.yi bile kaçırmazsın :)

böğürtlenin 'ö'süüü... dedi ki...

:)) evett ama senin de güneşin yanında artık:) belki gücün ondan geliyordur?

Ayhan ÇAPAN dedi ki...

oo teşekkürler. Evet, benim güneşim bana şans da getiriyor :))

böğürtlenin 'ö'süüü... dedi ki...

:)) maşallah, nazar değmesinnn:)